
Başkalarından "farklı" ve "orijinal" olmak, birçok insanda büyük
bir heyecan meydana getirir. Tarih boyunca hemen her toplumda yaşam
tarzıyla, kıyafetiyle, saç şekliyle ya da orijinal söylemleriyle
"sivrilmeye", dikkatleri üzerine toplamaya çalışan kişiler ve akımlar
ortaya çıkmıştır. Bu kişi ve akımlar toplumun tepkisini, aynı zamanda
da ilgisini üzerlerine çekmeyi başarmışlardır.
Son yıllarda da Batılı toplumlarda "alışılanın dışında" ve "toplum
dışı" hayat tarzlarıyla dikkat çeken yeni bir akım görülmektedir.
Bu akım Doğu kültürünü, felsefelerini ve inanışlarını kullanarak
dikkat çekmeye çalışan kimselerden oluşmaktadır. Bu akımın kullandığı
Doğu felsefelerinin başında ise Budizm gelmektedir.
Dünya üzerinde, özellikle de Amerika ve Avrupa'da bazı kimselerde,
Budizme yönelik bir ilgi görülmektedir. Bu ilginin en önemli nedenlerinden
biri, bu batıl inanışın, insanlara gizemli, mistik ve hayret verici
özelliklere sahip olduğu izlenimi oluşturacak şekilde lanse edilmesidir.
Budizmi seçen insanlar da genelde bu felsefeyi inandıklarından ya
da mantıklı bulduklarından değil, söz konusu "mistik" havadan etkilendikleri
için seçmektedirler. Çünkü bu batıl inanış onlara, günlük yaşamlarından,
hayatları boyunca karşılaştıkları diğer felsefelerden çok daha farklı
ve şaşırtıcı bir şekilde sunulmaktadır. Örneğin Budizmin ortaya
çıkışı insanlara efsanevi, uhrevi bir masal olarak aktarılır. Budizmi
anlatan kitaplarda ya da filmlerde Buda büyük bir gizem kaynağı
olarak gösterilir. Aynı şekilde Budist rahiplerin hayatları da Batılı
insanlara sırlarla dolu, dolayısıyla dikkat çekici olarak tanıtılır.
Bu kişilerin ilginç kıyafetleri, kazıtılmış saçları, ibadet şekilleri,
törenleri, yaşadıkları yerler, yoga ve meditasyon gibi garip uygulamaları
insanları hayrete düşürmekte, ilgilerini çekmektedir.
İşte bu nedenle de toplum içinde "diğer insanlardan farklı" sıfatıyla
tanınmak ve "gizemli insan" imajı vermek isteyen kişiler için Budizm
önemli bir araç haline gelmektedir. Örneğin sıradan hayata sahip
olan bir kişi, günün birinde saçını kazıtıp Budist kıyafetleriyle
dolaşmaya başlar ve çevresindeki kişilere o güne kadar kullanmadığı
mistik kelimelerle Budist öğretiyi anlatmaya başlarsa, doğal olarak
dikkat çekecek, "orijinal bir insan" gibi görülecektir.
| 
Nepal, Katmandu'da bulunan bu Budist
tapınağının dört yüzünde yer alan göz çizimleri, Buda'nın,
sözde her an herşeyi gördüğünü sembolize eder. Batıl Budist
inanışın temelinde Buda'nın üstün güçlere sahip bir put olarak
görülmesi yatmaktadır. Sağda Burma, Rangoon'daki Shwedagon
Tapınağı
|
Budizmi benimseyen ünlü simalar da benzer amaçlarla hareket etmektedirler.
Dikkatleri üzerlerine çekmek, belki kamuoyunda daha çok tanınmak,
diğer insanlardan farklı olduklarını vurgulamak için Tibet'te Budist
giysiler içinde demeçler vermekte, Budist rahipler eşliğinde tapınakları
ziyaret etmekte ve aynı zamanda da bu batıl dinin propagandasını
yapmaktadırlar. Siz de bugüne kadar Budizm hakkında pek çok şey
okumuş, yazılı ve görsel basın aracılığıyla genel bir bilgiye sahip
olmuş olabilirsiniz. Biz ise bu sitede Budizmin batıl bir felsefe
olduğunu Kuran ayetleri ışığında inceleyecek ve insanların bu batıl
dinin çarpık yönlerini açık şekilde görmelerini sağlayacağız.
| 
Nepalli Budistlere ait, sözde bilgeliği
ve beceriyi temsil eden bir heykel
|
Budizmin ortaya çıkışını, yazılı kaynaklarını, genel inanışlarını,
ibadet şekillerini ve söz konusu dinin kurucusu Buda'nın hayatını
Kuran ayetleri ile değerlendirdiğimizde, bu felsefenin temelinin
çok sapkın öğretiler üzerine kurulu olduğunu, insan aklı ve mantığıyla
çelişen garip ibadetler içerdiğini ve insanı taştan, topraktan putlara
ibadet etmeye yönelttiğini görürüz. Zaten akıl ve mantıkla bağdaşmayan
bir inanış olan Budizm, kabul gördüğü ülkelerin putperest anlayışıyla,
gelenek ve görenekleriyle de karışmış, hurafelerle ve sapkın düşüncelerle
bütünleşerek tam anlamıyla inkarcı bir felsefe halini almıştır.
Brahma diniyle, Hinduizmle, Şintoizmle ve diğer putperest Doğu dinleriyle
kaynaştıkça daha da karanlık bir şekle bürünmüştür. Uzakdoğu'nun
gizemli görünümünden etkilenerek, inanmadıkları halde sadece dikkat
çekmek için bu batıl dini benimseyen kişiler unutmamalıdır ki, Budizm
gerçekte insanı Allah'ı inkar etmeye, elle yapılan putları O'na
şirk koşmaya ve batıl bir hayat sürmeye kadar götürebilen sapkın
öğretiler içermektedir. Budizmin akıl dışı yönlerini görmezden gelip,
bir özenti nedeniyle bu dini benimsemek insanı çok büyük bir kayba
götürecektir.
Budizmin propagandasını yapan çevrelerin kullandıkları bir diğer
yöntem de bu batıl inanışın insanlara bir kurtuluş yolu olarak sunulmasıdır.
İçinde yaşadıkları materyalist toplumdan, bu toplumdaki merhametsiz
ve çatışmacı kültürden, acımasızlıktan, sıkıntılardan, kargaşadan,
çatışmalardan, rekabetten, bencilliklerden ve yalancılıktan kaçan
insanlara Budizm, bir barış, güven, hoşgörü ve huzur dolu bir hayatın
yolu olarak lanse edilmektedir. Oysa Budizm, sanıldığı gibi insanlara
huzur getiren bir inanış değildir. Tam tersine Budizm, kendisine
kapılan insanları büyük bir karamsarlığın içine çeker. Aldıkları
eğitime, sahip oldukları modern dünya görüşüne rağmen bu insanlar,
ellerinde kaplarla dilencilik yapmayı makul gören, insanların farelere
veya ineklere dönüşeceği saçmalığına inanan, taştan yapılmış putlardan
medet uman insanlara dönüşürler. Budizm'in sapkın inanışları bu
kişiler üzerinde ciddi psikolojik tahribat oluşturur. Budizm'in
yaygın olduğu ülkeler veya Budist rahiplerin yoğun olarak yaşadığı
yerler incelendiğinde, söz konusu yerlere karamsarlık ve boğuculuğun
hakim olduğu açıkça görülecektir.
"… Allah,
batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle
hakkı hak olarak pekiştirir."
(Şura Suresi, 24)
|
Bunun temel nedenlerinden birisi, Budizm'in insanlara aşıladığı
miskinlik ve tembelliktir. Ahiret inancının olmadığı Budizm'de insanlar,
daha iyi olmaya, kendilerini geliştirmeye, çevrelerini güzelleştirmeye,
kültürel olarak ilerlemeye teşvik edilmezler. İslam ise insanların
her zaman daha güzele, daha iyiye yönelmelerini teşvik eder. İslam'da
dinamizm hakimdir. İslam ahlakı insanların araştırıp öğrenmelerini,
kendilerini geliştirmelerini, çevrelerine faydalı insanlar olmalarını
gerektirir.
Şu açık bir gerçektir ki, insanların dünya üzerinde gerçek huzur
ve mutluluğu bulmalarının, her türlü kötülükten, acımasızlıktan,
karamsarlıktan ve mutsuzluktan kurtulmalarının tek yolu, Yaratıcımız
olan Allah'a teslim olmak ve O'nun razı olacağı gibi bir hayat sürmektir.
Yerlerin ve göklerin tek sahibi olan Rabbimiz, tüm insanların kurtuluş
yolunun bir hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran'a sarılmak olduğunu
bildirmiştir. Allah İbrahim Suresi'nde "...Bu
bir kitaptır ki Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura,
O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik."
(İbrahim Suresi, 1) şeklinde buyurmaktadır. Budizm gibi putperest
dinlere inananlar ise bilmelidirler ki, "haktan sonra ancak sapıklık"
vardır:
İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır.
Öyleyse haktan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hâlâ
çevriliyorsunuz? (Yunus Suresi, 32)

|